Haftasonu Uçakla: Şanlıurfa

İşler biraz hafifleyince epeydir ertelediğim Urfa yolculuğuna çıkayım dedim. Tamam yolculuk değil aslında akraba ziyareti diyelim ama yine de epeydir Doğu Anadolu bölgesinde bir yerlere gitmemiştim. İyi oldu çok da güzel oldu taam mı?

Uzatmadan direk geziye geçiyorum. Pegasus’un sitesi flypgs.com biletimi 3 gün kala aldım. 10 Mart akşamı saat 20:30’da Sabiha Gökçen’den uçağa bindim.

Yaklaşık 2 saat süren uçuşun ardından Şanlıurfa Hilvan havalimanına indik. Ama ne indik! Heathrow havalimanına iner gibi indik Urfa’ya! Döne döne!

Şu uçak inince daha park pozisyonuna yanaşmadan yerinden kalkan, başüstü dolaplarını açan tipler var ya, onlara bi gıcık oluyorum ki sormayın!

Şanlıurfa Hilvan havalimanı Şanlıurfa merkeze 21km uzaklıkta bulunuyor. Araçla gidecek olursanız 20 dakika’da ulaşabiliyorsunuz. Ben önce Siverek’e akraba ziyaretine gittim. Ertesi günün sabahı Urfa gezisi yaptım. Yani indiğim akşamı pas geçerek ertesi gün gezisini yazıyorum hadi başlayalım!

Daha önce de söylediğim gibi havalimanı ile mesafe 21km ama ben Siverek’ten geldim o da 70km uzaklıkta ve yaklaşık 1 saat yol sürüyor.

Urfa Kur’an, İncil ve Tevrat’ta geçen İbrahim peygamberin, doğum yeri olarak kabul edilir ve anısına Camii de bulunmaktadır. Ayrıca Peygamber Eyüp’ün de (İncil ve Eski ahitte Job) doğum yeri olarak kabul edilir.

İlk durağımız Urfa’ya gelen hemen hemen herkesin ziyaret ettiği Balıklıgöl oldu. Aynzeliha ve Halil-ür Rahman gölleri olarak da isimlendirilen bu yer aslında Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinir.

O zamanlardan günümüze kadar anlatılagelmiş hikayeye göre olaylar şöyle gelişir. Devrin zalim hükümdarı Nemrutla ve halkının inancını yitirmiş bir şekilde putlara tapmasıyla mücadele eden Hz. İbrahim, insanları tek bir tanrının olduğuna inandırmaya ve doğruya yönlendirmeye çalışır. Fakat zalim Nemrut onun bu fikirlerini doğru bulmaz ve onu cezalandırmak ister.

Bugün Urfa Kalesi’nin bulunduğu tepeye büyük bir mancınık kurulur. Sonrasında aşağıda büyük bir ateş yakılır ve Hz. İbrahim o tepeden ateşe atılmak istenir. Fakat Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” diye emir gelir. Ateş bir göle, o ateşi oluşturan odunlar da balığa dönüşür. Bugün Hz. İbrahim’in düştüğü o yer Halil-ür Rahman gölü olur. Yine hikayeye göre Nemrut’un kızı Zeliha da İbrahim’e inanır ve kendini ateşe bırakır. Onun düştüğü yerde de Aynzeliha gölü oluşur.

Bugün göldeki balıklar kutsal sayılmaktadır. Hatta dikkatli bakarsanız bazıları gerçekten de yanmış bir odun parçası gibi farklı renklere sahiptir. Sazan türündeki bu balıkları yiyen kişilerin başına kötü şeyler geleceğine dair bir inanç da halk arasında çok yaygındır.

Balıklıgöl’ün hemen yanıbaşında bulunan bir de cami var; Rizvaniye Camii. 1717 yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından Bizans döneminden kalma St. Thomas kilisesinin bulunduğu yere yaptırılmış. Plan olarak dikdörtgen yapılı olan cami, üç kubbeli olarak inşa edilmiş. Ayrıca avlusunda medrese ve ders odaları bulunuyor.

Caminin doğusunda tek şerefeli bir minare var. Giriş kapısı iki renkli malzeme kullanılarak yapılmış. Böylece kapıya ayrıca bir güzel olmuş. İçeriye girerken sizi ayrıca etkiliyor. Ana ibadet mekânı her yönden açılan pencereleri ile ışık alacak şekilde oldukça aydınlık kalmış. Süsleme olarak yapının en ilginç kısmı şüphesiz giriş kapısının kündekari tekniğinin en güzel örneklerinden birine sahip olmasıdır. Bu ahşap kapı, çivi kullanılmadan birbirine geçme ve kakma tekniğiyle yapılmıştır. Kapı üzerinde zengin bitkisel ve geometrik desenler bulunmaktadır. Rızvaniye giriş kapısının Urfa’da bir eşi daha yoktur.

Mevlid-i Halil mağarası, bir sonraki durağımız oluyor. Mevlid kelime anlamıyla “kutsal doğum” anlamına gelir ve Hz. İbrahim’in bu mağarada doğduğuna inanıldığı için bu ismi almıştır.

İnanışa göre, kahinler zalım kral Nemrut’a bir çocuğun doğacağını ve hükmünü sona erdireceğini söylerler. Nemrut da o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. Hz. İbrahim’in annesi Nuna hatun, gizlice bu mağaraya saklanır ve Hz. İbrahim’i burada dünyaya getirir. Daha sonrasında da gizlice bu mağaraya gelerek onu emzirmeye devam eder. Yine bazı inanışlara göre; Allah’ın emriyle bir ceylan bu mağaraya gelerek İbrahim’i besler ve 15 ay sonra Hz. İbrahim 15 yaşındaki bir genç gibi görünür.

Urfa kent merkezinin altında, bugünkü Balıklıgöl’ün kuzeyindeki bölgede yapılan bir keşif sonucu, Urfa kent merkezi tarihinin MÖ. 9500’e yani Neolitik Döneme kadar gittiği ortaya çıkmıştır. 11.500 yıllık tarihi süreç içerisinde Ebla, Akkad, Sümer, Babil, Hitit, Hurri-Mitanni, Arami, Asur, Pers, Makedon (Hellenistik Dönem), Roma, Bizans gibi uygarlıkların egemenlikleri altında yaşamış.

Doğu’nun bu güzel ilini, peygamberler şehrini gezip, dillere destan Urfa mutfağının yemeklerini tatmadan olmaz! Şimdi ben yemeğe gidiyorum ama sizin canınız çekmesin diye paylaşmıyorum. Çok canınız çekerse atlayın bi uçağa gelin buralara! Hala her şey çok güzel!