Raja Ampat Gezisi 2

İlk yazıyı okumadıysanız buradan başlayın!

O kadar güzel uyumuşum ki sabah 4 gibi kendiliğimden uyandım. Dün bizi buraya getiren tekneci ve evsahibi amcamız kahvaltıyı hazırlamıştı bile. 4:30 gibi herkesle beraber kahvaltı yaptıktan sonra buradaki adaların en uzağı ama en güzeli olan Wajag adasına doğru yola çıkacaktık.

Kahvaltıdan sonra teknenin hazırlanmasını beklerken sahil boyu yürüyüşe çıktım (öndeki ben). Güneş henüz yeni doğmaya başlamıştı ki; edebi bir dille söyleyecek olursam gökyüzündeki o renk cümbüşü beni benden aldı. Eskiden filmlerde filan görüp “efekt” zannettiğim bu manzara beni hayretlere düşürdü, dimağımı durdurdu.

Teknemiz hazır olunca can yelekleri dağıtıldı ve herkes binince hareket ettik. Şunu söylemek istiyorum çok önemli. İlk yarım saat dalgaların üstünden atlaya zıplaya girmek hoşunuza gidiyor ama sonra 4 saat aynı teknede zıplayınca turiu kıvamına geliyorsunuz. Bi süre sonra da yapacak bişey olmayıca mecburen eğleniyorsunuz. Yani yapacak bir şey yok. Tek ulaşım bu tekneler ve gerçekten yedek benzin variliyle gidiyoruz adalara.

Yolda bi ara “zaman meridyeni”nden filan geçtik sanırım çünkü telefon kendini 2 saat geriye attı sonra tekrar düzeldi ama bi daha gitti geldi. Tam olarak anlayamadım kaç saat geçti ama 4 saat sürdüğünü söylediler. Tamam başgan sen daha iyi biliyorsun dedim. İlk ulaştığımız yer Wajag adası kayıt yeri oluyor. Daha önce de söylemiştim PIN dediğimiz giriş işlemleri var onu ödemek zorundasınız. Kayıt işlemleri için tekneci abiler uğraşırken biz de kıyıda balıklara yem dağıtıyoruz. Evet o gördükleriniz köpekbalığı!

Kayıt bittikten sonra yeniden tekneye binip, trekking yapacağımız yere doğru hareket ediyoruz. Buradaki adalar volkanik kayalıklardan oluşuyor ve güzel bi manzara izlemek için bu kayalıklara tırmanmanız şart. Gerçekten sivri ve kesin olan bu kayalıklara tırmanması da zor ama burada yerel insanlar ellerini bile kullanmadan zıpır zıpır çıkıyolar! Kesinlikle spor ayakkabı ve eldiven gerektiren bir yer söylemedi demeyin. Ben tabi parmak arası terlikle gittiğim için biraz zorlandım. Ama yukarı çıkınca ödülümü aldım. Eşsiz bir manzara karşısında bol bol dinlendim.

Buradaki tırmanış ve iniş bittikten sonra tekneyle yeniden köpekbalığı gördüğümüz sahile öğle yemeği yemeğe gidiyoruz. Adada yemek yok tabiki tekneye yüklenmişti yola çıkarken; e haliyle teknedeki yemeği bi nevi piknik havasında sahilde yiyoruz. Sonrasında yüzme molası verdiler. Tamam itiraf ediyorum ben zorladım çünkü burada yüzmeden gitmek istemedim. Grup bi 15-20dk kadar beni bekledi sağ olsun ve sonra dönüş yoluna geçtik.

Evet, maalesef bi 4 saat daha o tekneyi çekicem diye düşünüyordum ama öyle olmadı. Öğleden sonra hava bozdu ve rüzgar yüzünden resmen azgın dalgalarla boğuştuk, yolda 2 kere motorlar stop etti. Sonrasında yola devam ettik bi şekilde ama güneş battığında hala yoldaydık ve varildeki benzin tamamen tükendi. Sonrasında en yakın adaya gelip benzin istedik. Benzini resmen pet şişeyle gıdımgıdım verdiler ve teknedeki herkeste çaktırmasalar da bi panik havası vardı. Ben içimden vaay ne macera oldu yaa demiyordum tabiki s’li si’li küfürler yağdırıyordum. Çünkü 4 saatten fazla (5,5) süren bu yolculuk artık bizi perte çıkardı.

Bunları da Okuyun

Gezmek Üzerine Sözler Şimdi sizlere öyle büyük laflar edecek değilim. "Gezmek gezmekse eğer, gezmek gezmemektir." diye aforizma çıkartıcam diye saçmalamaya da gerenk yoh! Z...
Unutulan Yeniçeri: Ali Lambacher Osmanlı Devleti, Viyana’ya sefere çıkmayı planlar. Padişah, her zaman yapıldığı üzere Topkapı Sarayı’nın orta bahçesinde bütün askerleri toplar, konuş...
İsrail : 6 Gün Savaşı Ortadoğu'daki halkların o günden beri huzur içinde yaşayamamasının sebeplerinden biri olarak gösterilen Altı Gün Savaşı, Donald Trump'ın İsrail'in K...
Seyahat Listenizde Olması Gerekenler Mutlaka bi yerlere gezmeye giderken tam da yola çıktıktan sonra ya da gideceğimiz yere az kalmışken şöyle bi tepki veririz; "Ayyyy unuttum!". Yanımızd...