Sumatra: Pahawang Adası

Bu arada havalar soğudu, güneş görmeye özlem duyduğumdan mütevellit (ne demekse) bi yaz kafasına girdim ki sormayın! Yok yok sorun ki iki kelam laf edelim.

Endonezya’daki Sumatra adasında vakit geçirmek için yola çıktığımdan beri, belki de daha önceden, hep aklımda olan bir yer vardı. Pahawang adası!

Haritada gördüğünüz yeşil bayraklı yerlere gitme tutkusu sarınca “ee yardır leo” diye attım kendimi yollara. Lampung merkezden yaklaşık 40dk. kadar bir araç yolcuğu yapınca liman bölgesine, daha doğrusu Pahawang’a giden teknelerin olduğu yere ulaşıyorsunuz.

Pahawang adasına gitmek için müthiş Gayseri pazarlığı gücümü kullanıp bikaç tekneciyle konuşuyorum. Anlaşmış gibi hep aynı fiyatı çektiler 🙂 ama pazarlık işe yaradı ve snorkel seti hediye veren bi abiyle anlaştık.

Planet Wisata yazan tekne onunmuş. Önden bi inceledim. Tamam dedim işimi görür. Diğer yazıları okumayanlar için tekrar söylüyorum Endonezya’da “turist” fiyatı diye bişey var. Yerli birisinin alacağı fiyatın 3 katını sizden istiyorlar. O yüzden gençler pazarlık şart! Ha benim çok param var kasmaya gerek yok diyorsanız o başka tabi. Kur farkından dolayı yine ucuz aslında ama işte huy bu illa yapılacak o pazarlık!

Neyse eşyaları filan tekneye yükleyip yola çıkıyoruz. Açık denize çıkmak bana her zaman heyecan veriyor. Kenara oturup uzun uzun denizi izliyorum. Allahtan bu sefer yolculuk kısa sürüyor da o Raja Ampat zamanındaki gibi totoyu çok yormadan geliyoruz adaya.

Burası her ne kadar bir turizm adası da olsa balıkçıların da yaşadığı büyük bir ada. Buraya yaklaştıkça deniz üstüne kurulmuş ufak barakaları görüyorum. Bunların kimisi balık avcılığı içinmiş kimi de dalgıçlar ve eğitimleri için hazırlanan özel dalış bölgelerini göstermek için yapılmış. Haydi o zaman biz ee dalak gardaş çek sağa dedim kaptana. Bi barakaya bağladık tekneyi attım kendimi denize.

Şansım bu sefer yanımda değil çünkü hava birden bulutlandı. Kaptanım yağmur yağacak gibi görünüyor gel kaçalım buralardan dese de duymazdan gelip yüzmeye devam ettim. Bi süre sonra yağmur yağdı. Hayatımda yağmur altında yüzdüğüm anların en güzeliydi diyebilirim. Denizde renkli balıklar ve aşırı yakın yüzüyorlar size (bikaç tanesine ayağım çarptı) üstte ılık bir yağmur, offf hayata yeniden gelmiş gibi oluyor insan.

Yağmur pek duracak gibi görünmeyince adaya çıkalım da az dinlenelim diye düşündük. Gelir gelmez malzemeleri filan temizliyoruz ve dinleniyoruz biraz. Adaya gelenleri karşılamak için böyle bi giriş kapısı düşünmüşler. Aslında güzel de olmuş. Yalnız çok sakin bi yer. Turizm info ofisi var ama içerde kimseyi bulamadım. Baktım az ilerde bikaç dayı oturuyo. Napıyonuz hacılar çay içek mi dedim. Her yer kapalı yeni sezona hazırlanıyoz dediler.

Adanın deniz gören kenarlarına ufak köyler (3-5 evden oluşan) kurulmuş ama pek kalabalık bi nüfus yok buralarda. E baktım hava da güzel değil biraz canım sıkıldı açıkçası. Kaptanım dedi ki; hacı ben seni bi yere götürcem orda kendine gelirsin. Ben tabi hemen bi offf puff triplerine girdim. Ama mecburen yeniden çıktık yola.

20dk. gibi bi süre boyunca adanın etrafında gezdik. Bikaç tane aşırı güzel yazlık ev gördüm. Sonra baktım bi tanesine doğru yanaşıyoruz.

Uzaktan şu fotoğrafı çekince kendi kendime “aman tanrım!” didim. Çok güzel bi yer gibi görünüyor filan kendimle diye konuşuyorum. Tekne yaklaştıkça benim ses kesilmeye başladı. Ağzım açık kaldı en son. Bi 5dk. filan inemedim tekneden. Burası bir otelmiş! Abbaariiyyy lan ne güzel yapmışsınız yaaafff dedim. Beni karşıladılar hemen. Elemanlar çok sıcaktı, etrafı gezdirdiler ve en son restoran kısmına geldim oturdum.

Şu manzarayı görünce siz napardınız bilmiyorum ama ben tekneden eşyalarımı aldım. Kaptanımla konuştum dedim ki; “evlat, lütfen evine dön ve beni yalnız bırak”. Ardına baka baka bindi teknesine gitti abimiz. Ben mi naptım? Hemen oteldeki yeni kankilerimle oturup bi kahve içtim. Beni burada misafir edin diyen gözlerle etrafı kestim durdum. Tabi dayanamadılar sonunda ve bana bir oda verdiler. Evet! Burada yani Andreas Resort Pahawang otelinde kaldım. O kadar çok şey anlatabilirim ki size; ama ben susuyorum ve size bikaç seri foto atıyorum dostlarım! Dinlenmek, tatil yapmak ve ciddi anlamda huzur bulmak için sizleri de seyahate çağırıyorum! Görüşmek üzere 👋

Bunları da Okuyun

Tarihi Yeniden Yaşatan: Üsküp Bir gün evde öylesine boş boş oturuyorken, memleketten (Kayseri) bi arkadaşım aradı. Hal hatır muhabbetinden sonra bana Makedonya’yı sordu. Anlattım. ...
İstanbul Klasikleri: Topkapı Sarayı Filmlere bile konu olan bu güzel sarayı gezmeyen kaldı mı? Eğer hala gezmediyseniz gerçekten çok ayıp ediyorsunuz benden söylemesi! Yani 600 yıllık bi...
Salt & Pepper: Bansko Bansko'da uzun zaman kalınca her yeri deneme ve vakit geçirme şansım oldu. Restoranın adının Türkçesi "Tuz&Biber" ve bence gayet güzel bir isim ol...
Sumatra: Filler ve Kahve Diyarı Geçen yine Endonezyadayım. Ama nasıl Endonezyadayım görmeniz lazım! Yine bana esti bi yerlerden; böyle anlık bi his geldi içime "Sumatra adasına bi ay...