Tarihi Yeniden Yaşatan: Üsküp

Bir gün evde öylesine boş boş oturuyorken, memleketten (Kayseri) bi arkadaşım aradı. Hal hatır muhabbetinden sonra bana Makedonya’yı sordu. Anlattım. Üsküp’ü sordu anlattım. Başka şeyler de sorunca dedim “hoop! böyle anlatmayla olmaz, al bileti gidiyoruz”. Sonra bi baktım, gerçekten de almış valla! İstanbul havalimanında buluştuk, ver elini Üsküp! Pegasus havayolları ile istanbul Sabiha Gökçen’den uçakla Üsküp havalimanı Alexander The Great’e yaklaşık 2 saatte geldik.

Havalananının çıkışına kocaman bi Büyük İskender heykeli koymuşlar. İnsan bi bakıyo, dönüyo bi daha bakıyo! Biliyorsunuz Büyük İskender Makedonya’lıydı ama burada bi fark var. Makedonya o zamanlar Selanik’i de içerisine alan bir eyalet kentiydi ya da o bölgenin ismiydi diyelim. Şimdilerde eski Yugovlavya’dan ayrılmış olan Makedonya ülkesi İskender’e sahip çıkıyor. Fakat Yunanistan bu durumu pek kabul etmiyor. Makedonya isminin hala kendi eyaletlerine ait olduğunu ve bu ülkenin “Eski Yugoslav Makedon Cumhuriyeti (Former Yugoslavian Republic of Macedonia)” olarak anılması gerektiğini savunuyor. Hatta İskender bizimdir, bizim kalacak diye motto yapmış adamlar!

Neyse bunlar bizim konumuz değil tabii ki de! Makedonya’nın başkenti olan Üsküp, diğer Avrupa şehirleri gibi bi su kenarına, Vardar Nehri’nin iki kıyısına kurulmuş. 1392 yılında Osmanlı hâkimiyetine giren şehir, 500 yıldan daha fazla bir süre Osmanlı sınırlarında kalmış. E haliyle bu kadar çok Türk hakimiyetinde kalınca dilerine ve hatta mutfaklarına bile yansımış Türk etkisi. Şimdilerde şehrin bir yakasında Arnavutlar ve Müslümanlar yaşarken, diğer tarafında Ortodoks Hristiyanlar yaşıyormuş. Makedonya, geçtiğimiz yıllarda bağımsızlığının 20. kuruluş yıl dönümünü (2011) kutlamış. O günden sonra da başkent Üsküp tam bir değişim ve yenilenme süreci içindeymiş. Hatta buna Üsküp 2011 Projesi gibi havalı bir isim de vermişler.

Vardar nehri üzerindeki Taş Köprü ve köprünün bağlandığı Makedonya Meydanı şehrin merkezi olmuş. Makedonya’nın kuruluşunun 20. yılı anısına Floransa’da yapılan ve Eylül 2011’de tamamlanmış Atlı Savaşçı Heykeli (Büyük İskender diyemiyorlar) meydanın tam ortasında etrafında süs havuzlarıyla, karşımızda yükseliyor. Buradaki tek heykel bu değil tabii ki de, meydan çevresinde sayabildiğim kadarıyla yirmiden fazla heykel var. Arkeoloji müzesine giden köprü üzerinde de şehrin tarihinde önem arz etmiş kişilerin heykellerini göreceksiniz. Adamlar para harcamış gerçekten ama güzel olmuş!


Üsküp’ün en önemli müzelerinden olan Arkeoloji Müzesi, hemen meydanda nehrin karşı kıyısınd bulunuyor. 2014 yılında Üsküp projesi kapsamında inşa edilmiş. Dışarıdan oldukça güzel görünen bina ben bu fotoğrafı çektiğimde ziyarete açılmamıştı. Sonraki gidişlerimde açıldığı gördüm ve içerisini de ziyaret ettim. 2 katlı büyük kocaman bir müze yapmışlar ve kronolojik bir biçimde tüm Makedonya tarihini görebiliyorsunuz. Her galeri zamanın başka bir dönemine ayrılmış ve tabii ki de İskender için özel bölüm yapmışlar. Ama beni en çok etkileyen babası II. Philip’in bu kadar gerçekçi bir heykelinin olmasıydı. Laf aramızda ben Philip’i daha çok seviyorum. Dış mimarisinde Yunan tarzı ya da Hellenistik diyebileceğimiz bir tarz kullanılmış.

Acıkınca kendimizi çarşıya attık. Çarşı diyorum çünkü onlar da öyle diyor. Osmanlı döneminden günümüze kalmış olan çarşı ve çevresi şehrin diğer tarafında kalıyor. Birazcık dolaşınca nerdeyse her şeyin Türk malı olduğunu görüyorsunuz ve usulca gözleriniz doluveriyor mutluluktan. Esnafının çoğunluğunu ise Arnavutların oluşturduğu bir bölge. Çarşı içinde Türk kahvesi, demlenmiş çay içebilirsiniz. Biz şahsen ekmek arası dürüm ve bakır kaplarda ayranı çok lezzetli bulduk. Burada mekan ismi vermiyorum. Hemen hemen her yerde, özellikle de yukarı kaleye çıkan yolda börekçi, dürümcü bulmanız mümkün! Çarşı ve çevresinde bir kelime bile İngilizce konuşmadan
gezmek, yemek yemek, insanlarla anlaşmak mükemmel bir duygu! (Bilmediğimizden değil, sevmediğimizden)
Yemeği yedikten sonra bir klasik olan “hadi şu yediklerimizi bi yakalım” deyip, Üsküp kalesine çıkuyoruz. Kalenin içinde gezilecek herhangi bir yapı yok. O yüzden olur da siz de çıkarsanız “ee kaleyi görmek için mi geldik” demeyin!Kaleden güpgüzel bir şehir manzarası izlemek için buraya çıkıyorsunuz zaten. Hatta bence mutlaka çıkın zira çok güzel bir manzara var. Bi de bizim gibi bi günbatımı denk getirirseniz dadından yinmez! Burada sessizce rüzgarın sesini dinleyebilir, hemen aşağıdaki şehre bakıp uzaklara dalabilirsiniz!
Akşam çökünce şehrin üzerine, biz de meydan manzaralı otelimize geliyor. Şimdi birazcık dinlenmece! Sonrasında ne mi var? Tabii ki de gece kulübüne gidiyoruz. Kop kop! Eğlence gırla! Oooo içkilerin su gibi aktığı çılgın Üsküp geceleri! Ertesi gün de size bir sürprizim olacak. Eğer tembellik etmeden yazabilirsem Makedonya’da gizli saklı kalmış bir yeri de size tanıtıcam. Şimdilik sizlere güzel günler diliyorum efenim! Makedonya’nın kalbi Üsküp’ten sevgilerle…

Bunları da Okuyun

Sumatra: Filler ve Kahve Diyarı Geçen yine Endonezyadayım. Ama nasıl Endonezyadayım görmeniz lazım! Yine bana esti bi yerlerden; böyle anlık bi his geldi içime "Sumatra adasına bi ay...
Amon Amen Amin Yıllardan beri kelimelerin kökenlerini, birbirine olan benzerliklerini ve aslında ne demek olduklarını düşündüm durdum. Mistik olan şeyler her zaman i...
10 Absolutely Breathtaking Swimming Pools We hope you like the color blue because this newsletter is full of breathtaking pictures of azure swimming pools from all around the world. But we mus...
Antik Roma’daki Yaşam Hakkında 10 Mide Bulandırıcı... Antik Roma deyince hayalimizde efsaneler ve mitler canlanır. Burası Ben-Hur ve Gladyatör gibi destanların ana vatanıdır. Efsanelerde, altından ...