Yakındaki Gizli Cennet: Misi Köyü

Günlerden bir gün yine tur yapıyorum… Turumuzun güzergahı normalde şöyle;

  1. Gün : Gölyazı gezisi, öğle yemeği molası, tekne vs.
  2. Gün : Bursa şehir merkezi, ulu camii, tophane vs.

Ama bu program sıkıcı bir tur programıydı ve grup acayip eğlenceli ve çılgın insanlardan oluşuyordu. İlk günün akşamı otele giderken gruptan birisi “Levent, Misi köyü diye bi yer varmış buralarda oraya mı gitsek yarın?” diye sordu. Ben her zamanki ciddi tavrımla “Hayır! Program neyse onu yapıcaz! Konu kapanmıştır!” demedim tabi ki! Çalışırken her zaman söylerim; “Sizin zamanınız, sizin tatiliniz; ne istiyorsanız yapabiliriz.”.

Otele yerleştik ve akşam yemeğinde buluşmak için sözleştikten sonra (daha 1 saat geçmeden) herkes kararını vermişti. Yarın Misi köyüne gidiyorduk! E dedim o zaman hadi bu akşam eğlenelim biraz. Bursa gecelerine akalım filan ama o da nesi?? Herkeşler uyumuş hemencik! Napalım yarın çook gezeriz dedim ben de vurdum kafayı yattım! Vurmadan da olurdu ama Misi Köyü deyince akan sular duruyo demek ki!

Hafta sonu hava da güzelse arabayla gelinecek en güzel kafa dinleme yerlerinden birisi diyebilirim hatta sadece eski evlerin mimarisini görmek için bile buraya gelebilirsiniz.

Bizim  aracımız büyük de olsa köyün içlerine kadar girdik. Misi Köyü Aile Çay Bahçesi önüne bizi coşkulu bir heyet karşıladı! Tama abarttım biraz ama öyle içten selamladılar, hoş geldiniz ettiler, aman efendim izzetler ikramlar… Bi ara dedim ki acaba ne yaptık da bunları hak ettik biz! Misi Köyü halkı bizi resmen bağrına bastı. Oturduk orada çay bahçesinde demlik demlik çay içtik hepimiz. Uzun ve de keyifli sohbetler bile yaptık. Sonra dedik ki biz biraz dolaşalım artık.

Evlerin mimarisiyle gerçekten de dikkat çeken bir yer burası. Sokak aralarına girdikçe sanki hepimiz mahallesinde oynayan küçük çocuklar gibi olduk. Biz her ne kadar buraya Misi Köyü desek de burası artık Gümüştepe Mahallesi olarak biliniyor. Hinterland diye adlandırılan ve ülkemizde uzun yıllardır uygulamada olan bu projeyle büyük şehirlerde merkeze yakın köyler hatta ilçeler mahalle olarak değiştirildi. Ama biz burada o köy havasını aldık diyebilirim size.

Her sokağı ayrı güzel sanki. Gezdikçe hepimiz başka yerlere dağıldık. Özellikle bahçesi, avlusu olan şirin ahşap ve rengarenk evleri, kapı girişleri süslemeleri ve güzel görüntüsüyle hepimizin gönlünü fethetti Misi Köyü. Bi ara grubun yaş ortalaması küçüldü kovalamaç (ben böyle derdim küçükken) oynadık hatta çiçekler filan topladık. Hani diyorlar ya çocuklar gibi şendik diye aynen öyle olduk! Hepimiz kendinden bişeyler buldu burada.

En ilgi çekici hali sadece mimarisi değil tabii ki! İstanbul’da yaşadığımızdan belki de o özlediğimiz sakin ama mutlu yaşamı da gördük burada. Evlerin bazıları gerçekten eskimiş, sıvaları düşmüş bazı duvarları uçmuş durumda. Fakat yine de bir çaba var burada. Kadınlar buradaki evlerin restorasyonu için bir vakıf kurmuşlar ve hatta devletin bazı kurumlarından hibe (karşılıksız verilen kredi) bile almışlar. Helal olsun size nidalarıyla ellerini öptük hepsinin. Kendi yaşadığı yere böyle güzel katkılar sağlayan herkesi takdir etmek gerekiyor.

Durumu olanlar kendi evlerini yaptırmışlar elbette. Ama çok gelip gitmiyorlarmış. Burada sürekli yaşamak işe güç açısından zor gelmiş olacak ki, başka şehirlerde yaşamaya başlamışlar. Yine de arada uğrarlar diyor teyzemiz, hemen sonrasında ahırdan kuzu sesleri geliyor. Birbirimize bakıyoruz. Hepimizin gözlerinin içi gülüyor. Hepimiz küçük birer çocuk oluyoruz. 3-5 tavuk dolaşıyor ortalıkta. Görünce nasıl seviniyoruz anlatamam!

Dönüp dolaşıp tekrar o çay bahçesine geliyoruz. Bugün burada geçmişte kalan, unuttuğumuz ne varsa yeniden hatırladık. Sanki o çocukluk anılarımız o gördüğümüz evin eşiğinde ya da o sessiz sokakların güzelliğinde kalmıştı. Kimi çevirdiği çemberi hatırladı koşarken, kimi de saçlarını annesine ördürdüğü evinin bahçesini. Herkes kendinden bişeyler buldu burada. Herkesin yüzünde aynı mutlu ve sakin ifade…

Çay bahçesine geldik geri. Üstadın dediği gibi… Çay koyun, yeniden başlıyoruz…